11 Şubat 2012 Cumartesi

Virgüllü Bahçe

           
          Hiç düşünmeden, naçizane yazdığım şiir metinlerini gönderdiğim edebiyat dergilerinden biri olan Gediz'in son sayısına misafir oldum. Misafirperverliğinden her zaman memnun kaldığım Gediz'in bu sefer kabul ettiği şiirimin adı: Virgüllü Bahçe. Hiçbir şiirimi beğenmediğim için, edebiyattan anlayan birileri çıkıp da, "şiirini yayımlayacağız," dediğinde ister istemez mutlu oluyorum. Gelin bu mutluluğu hep beraber bu şiirin bestesi ile yaşayalım, ha, ne dersiniz?




          Bu mutluluğu yaşadıktan sonra da, şimdi, o beğenmediğim 2012 model şiirimi gözler önüne serelim, gelin gelin!



Virgüllü Bahçe

sen dur canım, ben hallederim gözyaşlarını
ağzında sakızsız, bir çocuğa benziyoruz rakısız
zaten bu yaz gök terliyor, biz değil
gök, göklük yapıyor 
gök herif

iyisi mi, sen yine bacak bacak üstüne at
ve elbette, rakı soğusun, sen soğuma
birileri çıksa ulu orta
rakı mı, şiir mi deseler
cevap veremez, içeyazarım
yani ömrümü değil belki ama
şairliğimi verebilirim sana

kelebeklere kafayı taktım, hepsi ölmeye meraklı
korkuyorum ara sıra, yanaklarındaki gül bahçesinden
başaramadık aklamayı, en azından çapaladık, aşkı

indim nereye, kaybolamadım
sen gülüyor, içimdeki neşe kanıyordu
dudakların yalancıydı, yalanıyordu
onlar işinin eri, kim ne derse desin
tamam tamam, öyle bakma
sen uzaktan da gazelsin

Gediz/ Kış/ 2012

Not: El altından söyleyeyim, bir yazar, yazdığı hiçbir şeyi beğenmez. Yani beğenirse sıkıntı doğar ve o sıkıntı hiçbir zaman ölmez, a dostlar. Şimdi dağılalım ve kışın dondurucu soğuğunun zevkini çıkartalım, ha, ne dersiniz?