29 Eylül 2016 Perşembe

De Üzeri Nokta - şerhh dergi - 2016/1

 
de üzeri nokta


                                                                                                              "dilşat'a, sevdiklerime ve sevmediklerime"

başımdan çok ilginç şeyler geçti, eksantrik mili yol aldım
dün yarın olsaydı, bugün cuma olurdu, bana hep pazar
benim zekâdan anladığım, rüya içinde rüyayı anlatabilmek
yani hem saç hem de sanat için, gereksiz taramalardan kaçınınız
peki bir kalp neden ikiye bölünür, çünkü böbrekler kardeştir
sahi kanatlar da iki tane ve onu on geçe bir kuş kanadıdır
bu parçalardan ve kanatlardan biri olmasa diğeri olamaz

rüzgâra karşı işe gidiyorum, naaşa zam, işe son
lakin değilim duvara karşı, duvar kapalı, duvar suskun
ısınma yok küreselimizde, cehennem kapıda
arabesk dinliyordum damar damar üstüne bindi
günler yabancı ve ne kadar laubali
sandey mandey
belli oluyor sendromlarımızla dalga geçenler

yerçekimini sevmiyorum, kanatlı bir at lazım
bir kebapçı garanti intihar eder artık
gelir de ayağına siyah bir atı kim istemez
şimdiden söyleyeyim ben sabaha karşıyım
gizli bir sırdır ağzımın içindeki dil
ve etek kara, sen etekten karısan
kendim poettim kendim buldum
ve nasıl mutlu etmesin bir ayna, güzeli

beynin gönderdiği bir işaret ise saçların hüznümün estetiğine
saçlarının dağılışına müzik olur rüzgâr
yüzünün görüntüsünden sanatlaşıyor sözler
ve küçücük bir güneşimiz var, dursun üfleme
düşün; âşık olanı vurdukları bir savaştayız
ve hiçbir şair terk edemez aşkı sonbaharda
pası yenilensin yalnızlığımızın, ağla
herkes kimi severek öldüreceğini tasarlıyor bu dünyada

sevişmek güzel şeydir, neden küfür olarak kullanılıyor
yani gececiler bilir güneşin ne kadar aydınlık olduğunu
zulada birkaç şişe viski, yer-gök koyu kehribar rengi
bir şiir yazarken diyebiliyorum, caz dinlemeyi fallout oynarken sevdik
hemen emin olmak bir şeyden, sizi haksız çıkartır hemen hemen
yaşadıkça çok şey değişti, mesela eskisi gibi nefes almıyorum artık
biraz da beni dinleyin, çok sıkıldım
aşk örgütlenmek ise birçok belediye otobüsü neden geceleri çalışmıyor
dost adana söyler, düşman urfa
kendini komik sanıyorsun, ama evet komik
yalnız, benim bildiğim 1990 yılından beri pis burun yasak
ve sanki köpekler karnını doyurduktan sonra sigara içmek istiyor

biraz daha, biraz daha duygu sömürüsü yapayım, aklımız saçımıza gelsin
ölenle ölünür, yaşayanla yaşanmaz bazen
çakmakla tüp kontrol etti, koku patladı, iki ölü
ah sorarım size, internetlerimiz olmasa
nerede yaşayabilirdik o karanlık ergenliklerimizi
bu ara çok şiir yazıyorum
öptüğüm bir şeyden zehirlendiysem demek ki
ömrüm  yetse de şiirlerimin mürüvetini görsem
ömrüm yetmedi şiirlerimin başı bağlı
nezaketle ölümü anladım
en sevdiğim kafadır içten bir nezaket
hava diyorum çok sağır, bahar biraz
ve ölmez şairler kalp yetmezliğinden
aşkla gökyüzüne, kuşların gözlerinden, yağmurun ellerinden
neden intihar ettiyse martin eden
yavuz çetin de aynı nedenden
allah hepimize akıl fikir tepe

iyi şeyler yapardım
suçu şairliğime atardım
biliyorum biraz komik olacak ama
seninle olmak, düştüğüm en medeni nezakethane
yani uykuyu bırakıp seninle evlenebilirim
mutlu olunca sağdan akıyor gözyaşı
ve yön bilmeyen hüzünler var askerlikte
kuş yemi dökülmüş yere, seni seviyorum
içten içe çarpışır dudaklarımız şarkılar
aramızdaki gökkuşağını konuşuyor
sevda sözleri öğrenmiş kuşlar
ben aslanın ağzında çiğnenmemiş
o en nadide çiçeğin arı görmemiş meyvesi
öyle parmağın kesildi kanı değil bu
led zeppelin'in d'si, uzaydaki noktanın i'si

şiir; fedakârlıktır, kötülükten fedakârlık
iki bin on dördün özeti

ilker filiz
şerhh 2016/1